Perec Kullanım Kılavuzu İçin Okuma Notları

Enis Batur, "Başkalaşımlar XV: Perec Kullanım Kılavuzu", Başkalaşımlar XI-XX (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2000) içinde.

Kaynaklar

Enis Batur, kılavuzun II. kısmında Perec'in kitabının sırlarının çoğunu   açık ediyor ya da çıtlatıyor. Ama Perec'in kaynak metninde bir kaç kritik   açıklama daha var, okuyalım: Perec'in Yaşam Kullanma Kılavuzu için Dört Şekil adlı yazısı.

Şu küçük kız ve bisküvi meselesi hakkında Perec'in söylediği bir şeyler daha var:-

 "... bu bölümün simetriyi kırmak için, dizgeye bir hata sokmak için yokolması bir zorunluluktu; çünkü ne zaman sınırlamalardan oluşan bir dizge kurulsa, içinde anti-sınırlamalar da olması gerekir. Sınırlamalar dizgesinin --bakın bu önemli-- yerlebir edilmesi zorunludur. Katı olmamalıdır, biraz oynak parçaları olmalı, biraz gıcırdamalıdır; bütünüyle tutarlı olmamalıdır; bir yerde bir clinamen olmalıdır, bu Epikür'ün atom kuramından geliyor: 'Dünya ta başından beri bir dengesizlik olduğu için işlemektedir'. Klee'ye göre, 'Deha, dizgedeki hatadır'; belki ukalalık ediyorum ama, Klee'nin eserlerinde çok önemlidir bu."

Yapı

Perec Kullanım Kılavuzu'nun bölümlerinin dağılımı,  Yaşam Kullanma Kılavuzu'nun bölümlerini izliyor, bir farkla: Yaşam Kullanma Kılavuzu'nda 84.bölüm 5. kısımda, Perec Kullanım Kılavuzu'nda  ise 4. kısımda. Peki, Perec Kullanım Kılavuzu da  aynı 'atın satranç tahtasını gezmesi' problemini içeriyor mu? Enis Batur bize 5 bölümde ipuçları vermiş: [11]'de, [28]'de, [44]'de ve [68]'de küçük kızın ısırdığı köşe burası olabilirdi, diyor, ama bu köşe kesinkes [99]'dadır. Oysa Yaşam Kullanma Kılavuzu'nda küçük kızın ısırdığı köşe 66. bölüm, diğer köşeler de 59, 54 ve 76. Demek ki, eğer geziyorsa, Perec Kullanım Kılavuzu'nda  at yüz kareyi başka türlü geziyor. Şimdi, tabii, 5 köşe olmaz; verilen 5 köşeden biri şaşırtmaca olmalıdır. İki köşe tek sayılı, iki köşe çift sayılı olmalı (at her adımda renk değiştirdiğine göre); demek ki, 11 ve 99 olabilir, 28, 44 veya 68'den biri yalandır. Benden bu kadar, isteyen --milyonlarca at turu çözümü arasında-- bunlara uyan bir çözüm var mı diye bakabilir :-)

Oulipo

Kitabın III. kısmında, Enis Batur kimi Oulipo ya da Oulipo-benzeri yöntemler kullanıyor:   [52]'de "Perec Kullanım Kılavuzu" için anagram, [54]'de yalnızca tek sesli harf kullanmak (univocalisme), [56]'da "Reşit İmrahor" için "Beau Present / Beautiful In-Law", yani yalnızca bir ismin harfleri ile yazılmış bir şiir (Türkçesine hurufi güzelleme mi desek?), [57] ve [49]'da palindromlar, [58] kekemeler için yazı, [61] lipogram ("Bahr-i Muhit Meltemi", e harfi kullanmadan çevrilmiş, ama küçük kızın bisküvisinden şiirin orta yerine bir "meçhul" düşmüş), [63] için ise, bakınız, Raymond Roussel: Nouvelles Impressions d'Afrique (hypertext İngilizce çevirisi).

[55]'de Enis Batur'un Texticules (Queneau, 1949) için önerisi  "Taşgeçkısmet" ise, şöyle:
Texticules = Texte + Particules + Testicules  = Taşak Geçen Kısa Metinler.
Bu hesapla, Perec Kullanım Kılavuzu'nun IV. kısmına olduğu gibi "Taşgeçkısmetler" başlığı atılabilir.

[46], [48] ve [53]'ü pangram (bir harfin yerine başka bir harf koyarak yapılan dizgi hatası)  sınıfına sokabilir,  diğerlerine de Oulipo-benzeri deyip geçebiliriz (tabii elin Fransızının bizim Türkçe diye konuştuğumuz dilin ne halde olduğunu bilip "kes köse!"yi bir yöntem olarak saptamasını beklemeyiz, değil mi efendim...) Bir tek, 'Bu Kalem Melun'u molto vivace okuyunca bir numara var mı, onu bilemedim. Bu konuda beni aydınlatacak olan varsa sevinirim.

Romanın ruhunu veren akrostiş

[75]'deki satır, romanin 51'inci bölümündeki listeye Enis Batur'un eki. Söz konusu liste romanın 'tam göbeğinde', Valene'in tablosundaki konuların, yani romandaki mikrokozmos'un bir dökümünü yapıyor. Ama  ne yazık ki İsmail Yerguz, bu listedeki her satırın 60 karakterden oluşması ve çapraz akrostiş sınırlamalarını göz önüne almamış. Özgün akrostişteki 'ame' (ruh)'un İngilizceye de 'ego' diye çevrildiğini --iste romanın ruh'u, özü buradadır-- düşünürsek, 'ben' diyen bir akrostiş yakışır diye düşündüm, ve, işin gücün yok mu kardeşim senin, oturup yaptım, Türkçe çevirinin gelecekteki baskılari için öneriyorum.

Bu hesapla, Enis Batur'un eklediği 180. satır da, olmaz ama (*),  şöyle olabilir:

    180 Nedense en sonda Hint saksağanı ile ıslık ile söyleşen sahaf

Neden mi olmaz? Olur mu azizim? 179'da ressam bütün evi resmine sığdırmıştır, var mı bunun gerisi? 180. satıra gelince, onu da küçük kız kapmıştır.

Al barildim gotfano

[77]'de bahsedilen abrakadabra, İngilizce olmasin, Exeter'de katıldığım   bir şeytan kaçırma ayininde duymuştum; şeytan, bir deniz kazasından sağ kurtulmuş kazazedelerin güneşten pişmiş beyinleriyle durum muhasebesi yapmaya çalışmalarını anlatıyordu: 'All barrels dimm’d, got fan on deck: mine brain’s alibi. Thirteen foul broth, ring on albatross. Nine ports, sadism: all muscat vino. Milk of prunes— all elfin entity—- Dale, Helen ensured: cotton all doom, all cotton numb broth, dichotic port, mine mishaps.  I’m in death! Preach Dale, mausoleum, hole mouthed dance really my loop, all that. I’m walled, moth. Nine hour, the awashed, minor bottom Dale, gosh! Pale, flapping Dutch in Scotch, preach gales Dale, chin on mine, foul shriek all canine, but ah, then—- doth Dale prima'.

Yoksa o metin Hollanda'nın Rectum kasabasında bir 'şeytan kaçmıyorsa kendin kaç' ayininden dönerken rastladığım, sevgilisi Michelle ile Szczryk'a doğru seyreden arabada, porto şarabı içip brie peyniri yiyeceğiz derken kaza geçiren Türk asıllı Hollanda vatandaşi Lütfi Pancarbahçeli'nin Hollandaca sayıklamaları olmasın: 'Al bar iel dimmen; gotspe node gemeen brie, ‘n allebei dor ding val broed, ring aan al barst. Neen, port zout, ik in al moestuin milieu— koeper in allerminst, en tot dal hebben en soepkip: koeterwaals! Al stom, al duim, al kat in m’n brood de goth port, m’n Michelle in en dood…'

Peki, peki, sadede gelelim. Oulipo avadanlığı içinde bir de 'bananagram' diye bir yöntem var: bir şeylere benzeyen, ama aslında hiç bir dile ait olmayan sözcükler kurmak. Oulipo'cular kendilerinden önce Oulipo yöntemlerini kullananları da 'önceden tahmin edip araklayanlar' olarak selamlıyorlar, örneğin Rabelais'nin Pantagruel'in IX. bolumunde uydurduğu Antipod dili gibi. Perec'in de romanında bu ön-araklamayı   geri araklaması yakışır, yakışmaz mı? Bakınız:
Rabelais'nin özgün metni ya da başka bir kopya.

'Pınar Has Süttür', demek. Ben de 'It is a genuine cock' diyorum.

Kapatırken

Böylesine lüzumsuz işlerle uğraşılır mı, diye düşünenler vardır herhalde (mesela Ferhan Şensoy).   Ben bakıyorum, kitabı 2 Ocak 1994'de almışım, o zamandan beri de, hayatıma en çok renk katmıs, tekrar tekrar döndüğüm, adım adım çözmenin mutluluğunu yaşadığım Enis Batur kitaplarından biri bu ufacık kılavuz olmuş, demek ki 'lüzum'dan herkes aynı şeyi anlamıyor--en iyisi kim neyi lüzumlu görüyorsa onunla uğraşsın demek galiba. Belki hayatta 'lüzumlu' dediğimiz şeyler nedir, diye de sormak lazım: Perec 1979'a kadar 'esas'  meslek olarak  bir nöropsikoloji laboratuarında kütüphaneci ve daktilo olarak çalışıyor (Cantatrix Sopranica L.'de bu meslekte elinden geçenleri kullanmış); Yaşam Kullanma Kılavuzu'nun başarısı uzerine artık hayatını kalemi ile kazanabileceğine karar verip "işi" bırakıyor; bir yıl sonra kansere yakalandığını öğrenip, 1982'de ölüyor; bugünlerde benim açımdan çok düşündürücü bir mesel.

 

Armağan Ekici, 2000, 2002.

(Yazının ilk hali: http://groups.yahoo.com/group/enisbatur/message/186)